Bir Eylemi Hangi Ruh Haliyle Gerçekleştirdiğinin Farkında Mısın?

Başlıktaki soruyla ilgili olarak, 2001 yılında gerçekleştirilen ilginç bir çalışmadan bahsedeceğim bugün size.

Çalışmaya dahil olan katılımcılardan bir labirent bulmaca çözmeleri isteniyor. Labirent bulmacaları hatırlarsınız çocukluğunuzdan, labirentin bir köşesinden başlayıp çıkışa kesintisiz giden tek yolu bulmaya çalıştığınız. İşte katılımcıların görevi de, labirentin bir köşesine çizilmiş olan fareyi labirentin çıkışına ulaştırabilmek.

Fakat tam da bu noktada bir hile var. Araştırmacılar tarafından iki gruba ayrılmış (ve bundan haberi olmayan) katılımcılar, aslında labirent bulmacanın iki farklı versiyonu üzerinde çalışıyorlar.

Birinci gruptaki katılımcılar, labirentin bir köşesine çizilmiş olan fareyi, çıkışta onu bekleyen lezzetli İsviçre peynirine ulaştırmaya çalışırken (ki literatürde buna “pozitif” veya “yaklaşma yönelimli” bulmaca adı veriliyor); ikinci gruptaki katılımcılar fareyi, labirentin üzerinde tur attığı resmedilen baykuştan kaçırarak çıkışa, yani güvenli bölgeye, ulaştırmaya çalışıyor (ki literatürde buna “negatif” veya “kaçınma yönelimli” bulmaca adı veriliyor).

Bulmaca oldukça basit ve tüm katılımcılar yaklaşık iki dakikada tamamlıyor labirent çıkışını bulma görevini. Ama araştırmacıların merak ettiği bambaşka bir şey var: After-effects, yani bulmaca görevi tamamlandıktan “sonra” ortaya çıkan etki. Bunu ölçmek için, bulmaca görevinin ardından katılımcılara yaratıcılık ölçen bir kelime tamamlama testi veriliyor. Sonuçlar nasıl dersiniz?

Fareyi baykuştan kaçırma amacıyla çıkışa ulaştıran grup, fareyi İsviçre peynirine ulaştırma amacıyla çıkışa ulaştıran gruptan %50 daha düşük performans gösteriyor. 4 farklı aşamadan oluşan araştırmanın sonuçları gösteriyor ki:

Kaçınma yönelimi, gizli “korku/gerilim/kaygı” faktörünün de etkisiyle katılımcıların zihinlerini tek bir hedefe odaklanabilmek adına diğer uyaranlara “kapatıp” onların bir anlamda “dikkat kesilmesini” sağlarken, zihinsel esneklik ve yaratıcılık becerilerine geçici olarak ket vuruyor. Yaklaşma yönelimi ise tam tersi, katılımcıların yeni deneyimlere daha açık olmalarını, daha esnek, yaratıcı ve bütünsel bir bakış açısına sahip olabilmelerini sağlıyor.

Peki bütün bunlar size bir yerlerden tanıdık geldi mi? Evet, Genişlet ve İnşa Et Teorisi‘nin ta kendisi! Prof. Fredrickson ne diyordu hatırlayalım: “Pozitif duygular kişilerin küçük detaylara odaklanmak yerine büyük resmi görmelerine yardımcı olur. Böylece bireylerin olaylar karşısında daha esnek, yapıcı ve yaratıcı aksiyonlar almaları mümkün olur.”. (Konuyla ilgili hayli ilginç bir beyin görüntüleme çalışması anlatmıştım ilgili paylaşımda, okumadıysanız göz atmanızı öneririm).

Eğer günlük hayatınızda yaptığınız herhangi bir işi “bitse de kurtulsam!” hissiyle, dişlerinizi sıkarak, içinizden söylenerek tamamlamaya çalışanlardansanız, zihninizin “kaçınma yönelimi”ni aktive ediyorsunuz demektir. Bu yönelim aktive olduğunda ise bir takas gerçekleşiyor her defasında: gerginlik ve kaygı seviyelerinizde yükselme karşılığında zihinsel esneklik ve yaratıcılık becerilerinizden feragat ediyorsunuz. Peki şimdi size soruyorum: Değer mi?

Kaynak:

Friedman, R., & Förster, J. (2001). The effects of promotion and prevention cues on creativity. Journal Of Personality And Social Psychology, 81(6), 1001-1013.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s